Limited Şirket Ortaklarının Sermaye Koyma Borcu, Ek Ödeme ve Yan Edim Yükümlülükleri

Limited şirket ortağının şirkete karşı temel mali yükümlülüğü, üstlendiği esas sermaye payının bedelini ödemektir. Şirketin esas sermayesi, ortakların üstlendikleri esas sermaye paylarının toplamından oluşur. Ortağın sermaye borcunun alacaklısı ise şirket tüzel kişiliğidir. Bu nedenle sermaye koyma borcu, ortağın şirketin özel hukuk borçlarından doğrudan doğruya alacaklılara karşı sorumlu olduğu anlamına gelmez.

TTK’nın 580. maddesinde limited şirket için öngörülen asgari esas sermaye tutarı, 7887 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren 50.000 TL’ye yükseltilmiştir. Ayrıca TTK’ya 7511 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 15. madde uyarınca sermayesi bu tutarın altında kalan mevcut limited şirketlerin, sermayelerini 31 Aralık 2026 tarihine kadar 50.000 TL’ye yükseltmeleri gerekir; aksi hâlde şirket infisah etmiş sayılır. Ticaret Bakanlığının bu süreyi birer yıl olmak üzere en çok iki defa uzatma yetkisi bulunmaktadır.

Sermaye taahhüdünün mutlaka nakit para şeklinde olması gerekmez. TTK’nın 581. maddesine göre üzerinde sınırlı ayni hak, haciz veya tedbir bulunmayan; nakden değerlendirilebilen ve devredilebilen malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar ve adlar da bu kapsamda değerlendirilebilir. Buna karşılık hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar limited şirkete sermaye olarak getirilemez.

Esas sermaye payının bedeli, şirket sözleşmesinde öngörülen şekilde nakit veya ayın olarak ödenebileceği gibi, bir alacağın takası yoluyla ya da sermaye artırımında serbestçe kullanılabilecek özkaynakların esas sermayeye dönüştürülmesi suretiyle de karşılanabilir. Hangi yöntemin kullanıldığı, sermaye borcunun gerçekten ve usulüne uygun biçimde ifa edilip edilmediğinin tespiti bakımından önem taşır.

TTK’nın 585. maddesine göre limited şirket, kurucuların sermayenin tamamını ödemeyi şartsız olarak taahhüt ettikleri şirket sözleşmesinde limited şirket kurma iradelerini açıklamalarıyla kurulur. Nakden taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az yüzde yirmi beşinin tescilden önce ödenmesine ilişkin anonim şirket kuralı limited şirketler bakımından uygulanmaz. Buna karşılık esas sermaye pay bedellerinin ödenmesi, ödeme yeri, ifa borcu, ifa etmemenin sonuçları ve bedeli tamamen ödenmemiş payların devri hususlarında anonim şirket hükümleri kıyasen uygulanır.

Bu sistemde sermayenin taahhüt edilmesi ile sermayenin fiilen ödenmesi birbirinden ayrılmalıdır. Ortağın şirket sözleşmesinde belirli miktarda esas sermaye payını üstlenmesi, şirkete karşı sermaye borcunu doğurur. Borcun ödeme zamanında yerine getirilmemesi hâlinde ise, kıyasen uygulanan anonim şirket hükümleri çerçevesinde temerrüt faizi ve şartları varsa şirketin uğradığı zararın tazmini gündeme gelebilir. Şirketin sermaye alacağını takip ve dava yoluyla istemesi de mümkündür.

Sermaye borcunun ödendiğinin ispatı uygulamada ayrıca önemlidir. Banka hareketleri, ödeme belgeleri, şirket kayıtları ve ödemenin hangi borca mahsup edildiğini ortaya koyan yazılı belgeler birlikte değerlendirilmelidir. Ortağın şirkete farklı sebeplerle yaptığı ödemelerin kendiliğinden sermaye borcuna mahsup edildiğinin kabulü her durumda mümkün değildir; ödemenin hukuki sebebinin belirlenebilir olması gerekir.

Sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi yalnızca ortağın temerrüdü sonucunu doğurmaz; şirketin doğrudan talep haklarını da gündeme getirir. TTK’nın bütün ticaret şirketleri bakımından uygulanan 128/7. maddesi uyarınca şirket, ortağın sermaye koyma borcunu yerine getirmesini isteyebilir ve bu amaçla dava açabilir. Gecikme nedeniyle ayrıca bir zarar doğmuşsa, kanundaki şartlarla bu zararın tazmini de talep edilebilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.01.2020 tarihli, 2019/2340 E. ve 2020/561 K. sayılı kararında sermaye borcunun zamanında ifa edilmemesi nedeniyle şirketin uğradığını ileri sürdüğü zarara ilişkin uyuşmazlık incelenmiş ve sermaye koyma borcunun ihlalinin şirket bakımından tazminat talebine de dayanak oluşturabileceği kabul edilmiştir.

“Şirket kural olarak, ortağının sermaye koyma borcunu ifa etmemesi yahut sermaye koyma borcunu ifada gecikmesi nedeniyle uğradığı zararı talep ve dava edebilecektir.”

Bununla birlikte tazminat talebi, sermaye borcunun ödenmemiş olmasından bağımsız ve otomatik bir sonuç değildir. Şirketin ileri sürdüğü zarar ile sermaye borcunun zamanında ifa edilmemesi arasındaki ilişkinin somut olayda ortaya konulması gerekir. Bu nedenle sermaye alacağının tahsili ile gecikmeden doğan zarar talebi birbirinden ayrılarak değerlendirilmelidir.

5.   Sermayenin Korunması ve Geri Verme Yasağı

Ortak tarafından şirkete konulan sermaye, ifa ile birlikte şirket malvarlığının bir parçası hâline gelir. Limited şirketin borçlarından esas itibarıyla şirket malvarlığının sorumlu olması, sermayenin korunmasını şirket alacaklıları bakımından da önemli kılar. Bu nedenle ortak, sermaye payı bedelini ödediği gerekçesiyle şirket faaliyeti devam ederken aynı tutarı serbestçe geri isteyemez.

TTK’nın 601. maddesine göre, esas sermayenin usulüne uygun biçimde azaltılması hâli dışında ortaklara esas sermaye payı bedeli geri verilemez ve ortaklar sermaye koyma borcundan ibra edilemez. Böylece şirket malvarlığının ortaklar lehine keyfî biçimde azaltılması önlenmekte; esas sermayenin şirket bünyesinde korunması amaçlanmaktadır.

6.   Ek Ödeme Yükümlülüğü

Ek ödeme yükümlülüğü, sermaye koyma borcundan ayrı ve ancak şirket sözleşmesinde öngörülmesi hâlinde doğabilen özel bir ortaklık yükümlülüğüdür. TTK’nın 603. maddesi uyarınca ortaklar, esas sermaye payı bedeli dışında ek ödeme yapmakla yükümlü tutulabilir. Bu yükümlülüğün amacı, özellikle finansal yönden güç duruma düşen şirkete ortaklardan ilave kaynak sağlanmasıdır;ek ödeme yapılması ortağın esas sermaye payının itibari değerini artırmaz.

Şirket sözleşmesinde ek ödeme hükmü bulunmaması hâlinde, şirketin finansman ihtiyacı bulunduğu gerekçesiyle müdürler veya genel kurul tarafından tek taraflı olarak ortaklara ek ödeme borcu yüklenemez. Kuruluş sırasında bu yükümlülük şirket sözleşmesine konulabileceği gibi, sonradan da getirilebilir; ancak sonradan getirilmesi veya mevcut yükümlülüğün artırılması bakımından TTK’nın 607. maddesindeki özel onay şartı uygulanır.

  • Ek Ödemenin Talep Edilebileceği Hâller

Şirket sözleşmesinde ek ödeme yükümlülüğünün yazılı olması, ortağın her zaman ödeme yapmak zorunda olduğu anlamına gelmez. TTK’nın 603. maddesinde talebin ileri sürülebileceği hâller ayrıca sınırlandırılmıştır. Buna göre şirket esas sermayesi ile kanuni yedek akçeler toplamı şirket zararını karşılayamıyorsa, şirket ek ödeme olmaksızın işlerine gereği gibi devam edemiyorsa veya şirket sözleşmesinde tanımlanan ve özkaynak ihtiyacı doğuran başka bir hâl gerçekleşmişse ek ödeme istenebilir.

Bu şartlar gerçekleştiğinde ek ödemenin yerine getirilmesini isteme yetkisi müdürlere aittir. Şirketin iflasının açılması hâlinde ise ek ödeme yükümlülüğü kanun gereği muaccel olur. Dolayısıyla ek ödeme kurumu, ortaklardan ihtiyaç görülen her anda sınırsız kaynak istenmesini sağlayan genel bir finansman yetkisi değildir; hem şirket sözleşmesindeki dayanağın hem de kanunda öngörülen talep şartlarının mevcut olması gerekir.

  • Ek Ödeme Yükümlülüğünün Sınırı

Kanun, ek ödeme yükümlülüğünü tutar bakımından da sınırlandırmıştır. Yükümlülük şirket sözleşmesinde, ilgili esas sermaye payını esas alan belirli bir tutar olarak gösterilmelidir ve bu tutar esas sermaye payının itibari değerinin iki katını aşamaz. Her ortak yalnızca kendi esas sermaye payına düşen ek ödemeyi yerine getirmekle yükümlüdür.

Örneğin itibari değeri 100.000 TL olan bir esas sermaye payı için öngörülebilecek ek ödeme yükümlülüğü en fazla 200.000 TL olabilir. Bu sınır, ortağın mutlaka 200.000 TL ödeyeceği anlamına gelmez; şirket sözleşmesi daha düşük bir tutar öngörebilir ve fiilî ödeme talebi ayrıca TTK’nın 603. maddesindeki koşulların gerçekleşmesine bağlıdır. Ek ödeme yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılması da ancak esas sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının zararları tamamen karşılaması hâlinde mümkündür.

  • Ortaklıktan Ayrılma ve Ek Ödemenin Devamı

Ek ödeme yükümlülüğü esas sermaye payına bağlı olduğundan, payın devri ile kural olarak devralana geçer. Bununla birlikte ortaklık sıfatının sona ermesi eski ortağın riskini her durumda aynı anda ortadan kaldırmaz. TTK’nın 604. maddesine göre şirket, ortağın ayrılmasının tescilinden itibaren iki yıl içinde iflas etmişse eski ortaktan da ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi istenebilir.

Eski ortağın sorumluluğu, halefin ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması ve yükümlülüğün eski ortağa karşı kanunda belirtilen ölçüde ileri sürülebilir bulunmasıyla sınırlıdır. Bu sebeple ek ödeme yükümlülüğü bulunan şirketlerde pay devri yapılırken yalnızca devir bedeli değil, paya bağlı mevcut ve potansiyel ek ödeme yükümlülükleri de incelenmelidir.

  • Ek Ödemenin Geri Verilmesi

Ek ödeme, esas sermaye payı bedelinden farklı olarak belirli şartlarla ortağa geri verilebilir. TTK’nın 605. maddesine göre yerine getirilen ek ödemenin kısmen veya tamamen geri verilebilmesi için, geri verilecek tutarın şirketin serbestçe kullanılabilecek yedek akçeleri ile fonlarından karşılanabilir olması gerekir. Bu şart, şirketin mali yapısının ve alacaklıların korunmasını amaçlar.

Dolayısıyla ek ödemenin geçici bir finansman aracı olması, ortağın yaptığı ödemeyi dilediği anda geri isteyebileceği anlamına gelmez. Geri ödeme için kanuni mali koşulun oluşması gerekir; aksi hâlde ödeme şirket bünyesinde kalmaya devam eder.

7.   Yan Edim Yükümlülüğü

TTK’nın 606. maddesi, şirket sözleşmesiyle şirketin işletme konusunun gerçekleşmesine hizmet edebilecek yan edim yükümlülüklerinin öngörülebileceğini düzenlemektedir. Yan edim, sermaye koyma ve ek ödeme borcundan farklı olarak mutlaka bir para ödeme borcu değildir. Şirketin faaliyet alanına göre belirli malların teslimi, üretim veya tedarik yapılması, bir malın kullandırılması ya da belirli hizmetlerin yerine getirilmesi gibi yan edimler belirlenebilir.

Bir esas sermaye payına bağlı yan edim yükümlülüğünün konusu, kapsamı, koşulları ve diğer önemli noktaları şirket sözleşmesinde belirtilmelidir. Ayrıntıyı gerektiren hususlar genel kurul düzenlemesine bırakılabilir. Bu nedenle ortağın ekonomik ve hukuki durumunu etkileyen yükümlülüğün temel unsurlarının şirket sözleşmesinden anlaşılabilir olması gerekir.

Kanun ayrıca yan edim adı altında ek ödeme rejiminin dolanılmasını önlemektedir. Şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmiş bir karşılığı veya uygun bir karşılığı bulunmayan ve şirketin özkaynak ihtiyacını karşılamaya hizmet eden nakdî ya da ayni edim yükümlülükleri, yan edim olarak adlandırılmış olsalar bile ek ödeme hükümlerine tabi tutulur. Edimin hukuki niteliği belirlenirken kullanılan isimden çok amacı ve ekonomik işlevi önem taşır.

8.   Ek Ödeme ile Yan Edim Yükümlülüğü Arasındaki Fark

Ek ödeme ile yan edim yükümlülüğü, her ikisinin de şirket sözleşmesinde öngörülmesi bakımından birbirine benzese de amaçları ve uygulanma koşulları farklıdır. Ek ödemenin temel işlevi şirketin özkaynak ihtiyacını karşılamak ve kanunda belirtilen mali güçlük hâllerinde ilave finansman sağlamaktır. Bu nedenle TTK, ek ödemenin talep edilebileceği hâlleri ve tutar üst sınırını açık biçimde düzenlemiştir.

Yan edim ise şirketin finansmanından ziyade işletme konusunun gerçekleştirilmesine hizmet eder. Örneğin üretici ortakların belirli miktarda ürünü şirkete teslim etmesi veya belirli bir hizmeti sunması şeklinde kararlaştırılabilir. Buna karşılık görünüşte yan edim olarak düzenlenen yükümlülük gerçekte şirketin özkaynak ihtiyacını karşılamaya yönelik karşılıksız bir edim ise, TTK’nın 606/3. maddesi gereği ek ödeme hükümleri uygulanacaktır.

Ek ödeme ile esas sermaye arasındaki bir diğer ortak nokta, TTK’nın 609. maddesinde öngörülen faiz yasağıdır. Esas sermayeye ve yerine getirilen ek ödemelere faiz verilemez. Bu yönüyle ek ödeme, ortağın şirkete faiz karşılığı verdiği bir borçtan farklıdır; hukuki niteliği ve geri verilme şartları doğrudan limited şirketler için öngörülen özel hükümlere tabidir.

9.   Yükümlülüklerin Sonradan Getirilmesi veya Artırılması

Ortağın şirkete katıldığı sırada bulunmayan bir ek ödeme veya yan edim yükümlülüğünün sonradan getirilmesi, ortağın ekonomik durumunu ve payın değerini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle TTK’nın 607. maddesi, şirket sözleşmesini değiştirerek yeni ek ödeme veya yan edim yükümlülüğü öngören ya da mevcut yükümlülükleri artıran genel kurul kararları için ağırlaştırılmış bir koruma getirmiştir.

Bu tür kararlar ancak ilgili tüm ortakların onayıyla alınabilir. Dolayısıyla genel kurulda şirket sözleşmesi değişikliği için normal karar nisabının sağlanması tek başına yeterli değildir. Yükümlülükten etkilenen ortakların tamamının onayı aranır. Düzenleme, çoğunluk iradesiyle azınlıkta kalan ortaklara sonradan yeni mali veya şahsi yükler yüklenmesini önleyen önemli bir güvence niteliğindedir.

Ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri, limited şirkette esas sermaye payıyla bağlantılı yükümlülüklerdir. Bu nedenle pay devri yapılırken yalnızca payın ekonomik değeri ve devir bedeli değil, paya bağlı kişisel yükümlülüklerin de incelenmesi gerekir. TTK’nın 595. maddesi, esas sermaye payının devrini ve devir borcunu doğuran işlemleri yazılı şekle ve imzaların noter onayına bağlamış; devir sözleşmesinde ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerinin de belirtilmesini öngörmüştür.

Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülüğü bulunması, pay devrinin onay sürecinde de önem taşır. Devralanın ödeme gücü şüpheli görülür ve kendisinden istenen teminat verilmezse, genel kurul şirket sözleşmesinde bu yönde özel hüküm bulunmasa dahi devre onay vermeyi reddedebilir. Bu düzenleme, şirketin paya bağlı yükümlülüklerin ileride yerine getirilememesi riskine karşı korunmasına hizmet etmektedir.

Pay devri öncesinde şirket sözleşmesinin, pay defterinin ve varsa önceki ek ödeme taleplerinin incelenmesi bu nedenle önemlidir. Özellikle mali durumu zayıflamış bir şirkette devralınan pay, yalnızca ortaklık haklarını değil, kanuni şartlar gerçekleştiğinde talep edilebilecek ek ödeme veya sürekli nitelikte yan edim yükümlülüklerini de beraberinde getirebilir.

11. Yargıtay’ın Yaklaşımı

Limited şirket ortağının sermaye borcu ile ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri arasındaki ayrım Yargıtay uygulamasında da açık biçimde benimsenmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.05.2021 tarihli, 2017/53 E. ve 2021/611 K. sayılı kararında TTK’nın 573/2. maddesi esas alınarak, ortağın şirketin özel hukuk borçlarından kural olarak sorumlu olmadığı; sermaye koyma borcunun şirkete karşı bulunduğu ve ek ödeme ile yan edim yükümlülüklerinin ancak kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde doğabileceği belirtilmiştir.

“Limited şirket ortağı, ancak yukarıda anılan kanunî düzenlemelerde belirlenen şekil ve esaslar çerçevesinde, esas sözleşmede belirlenen ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri ile sorumlu tutulabilecektir.”

Karar, şirketin finansman ihtiyacının veya ortaklar arasındaki iç ilişkinin tek başına ortak üzerinde sınırsız bir ödeme yükümlülüğü yaratmayacağını göstermesi bakımından önemlidir. Bir ortaktan sermaye bedeli dışında ödeme veya başka bir edim talep edildiğinde, öncelikle talebin sermaye koyma borcu, ek ödeme veya yan edim niteliğinde olup olmadığı belirlenmeli; ardından şirket sözleşmesinde gerekli düzenlemenin bulunup bulunmadığı ve ilgili kanuni koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği incelenmelidir.

12.  Sonuç

Limited şirketlerde ortakların şirkete karşı temel borcu, taahhüt ettikleri esas sermaye payını ödemektir. Bu borç şirket tüzel kişiliğine karşıdır ve şirketin özel hukuk borçlarından dolayı ortakların şahsen sorumlu olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte şirket sözleşmesinde açıkça öngörülmesi hâlinde ortaklara sermaye koyma borcunun yanında ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri de getirilebilir.

Ek ödeme yükümlülüğü, şirketin özkaynak ihtiyacının ortaya çıktığı TTK’nın 603. maddesinde belirtilen hâllerde ilave finansman sağlamaya yöneliktir. Yükümlülük esas sermaye payına bağlı belirli bir tutar olarak öngörülmeli ve payın itibari değerinin iki katını aşmamalıdır. Şirket sözleşmesinde hüküm bulunması da tek başına yeterli değildir; fiilî talebin kanunda belirtilen koşullara dayanması gerekir. Yapılan ek ödemenin geri verilmesi ise ancak TTK’nın 605. maddesindeki mali şartın gerçekleşmesi hâlinde mümkündür.

Yan edim yükümlülüğü ise şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesine hizmet eder ve konusu para ödemesinden farklı edimler olabilir. Yükümlülüğün temel unsurlarının şirket sözleşmesinde gösterilmesi gerekir. Şirketin özkaynak ihtiyacını karşılamaya yönelik karşılıksız edimlerin yalnızca “yan edim” olarak adlandırılması, ek ödeme rejiminin emredici sınırlarının aşılmasına imkân vermez.

Sonuç olarak limited şirket ortağının yükümlülükleri değerlendirilirken yalnızca sermaye payının miktarına bakılması yeterli değildir. Şirket sözleşmesinin içeriği, sermaye taahhüdünün ifa edilip edilmediği, ek ödeme veya yan edim yükümlülüğü bulunup bulunmadığı, bu yükümlülüklerin kanuni sınırlar içinde düzenlenip düzenlenmediği ve somut olayda talep şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği birlikte incelenmelidir. Özellikle pay devri, finansal sıkıntı ve şirket sözleşmesi değişikliklerinde bu ayrımların gözetilmesi, ortak ile şirket arasındaki yükümlülüklerin doğru belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır.

Yazar/Av. Cem GONCELİ